Bodrum'da Olan Bitenler

Bodrum Kalesi'nden yeni izlenimler...

Yazı ve Resimler: Necip Damar

Restorasyon'dan sonra bir kısmı tekrar ziyarete açılan Bodrum Kalesini aradan bir yıl gibi bir zaman geçtikten sonra tekrar 27 Mart günü gezdim.



Neler değişti bir yıl içinde? Yeni sergilemeler açıldı mı? Uluburun Batığı, İngiliz Kulesi ne oldu? gibi pek çok şeyi merak ediyordum.
Söylenen şuydu hep. "Biz öncelikle kaleyi meydana çıkarmak istiyoruz ve içerisinde konuk olarak bulunan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi için başka bir yerde yeni bir bina yapılacak"...


Dolayısıyla içeri girer girmez geçen sene göremediğimiz bazı sergilemelerin bu yeni bina için depolarda bekletildiğini düşünmüştüm. Ama biletimi alıp içeri girdiğimde geçen sene boydan boya asılan "Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi" panosunun yerli yerinde durduğunu görünce bu fikrin yani yeni müze binası fikrinin henüz olgunlaşmadığını ve Kale içinde müzeye devam edileceği fikrine kapıldım.

Zaten adım adım ilerledikçe sualtı çalışmalarına ilişkin batıklarla ilgili sergilemelerin Bodrum Kalesi'nin içine yerleştirildiğini görmeye başladım. Şerçe Limanı Batığı ki bana göre kaledeki en güzel sergilemelerden biriydi geçmişte, yerinde duruyordu ama benim gezdiğim gün maalesef onarım için kapalıydı. Yani bir belirsizlik hakim şu sıralar Bodrum kalesi içinde. Önemli ilgi alanlarından biri olan ve "Dünyanın en eski Batığı" olarak nitelendirilen Uluburun Batığı çevresinde ve İngiliz Kulesi'nde yeni turizm sezonuna yetiştirilmek üzere yoğun bir çalışma sürdürüldüğünü izledim. Ancak şu haliyla Bodrum Kalesi ihtişamına uygun olmayan küçük sergilemelerle ve " elimizde bunlar var" misali, açık alanlara asker gibi sıralanan heykeller ve sütün başlarıyla , bir iki salona yerleştirilen mezarlar, nekropoller gibi küçük sergilemelerle eski ihtişamını aradım ümitsizce...

Bodrum Kalesi'nin taşları temizlenmiş, bazı yerler orijinalinde olmadığı için yıkılmış. Bazı sergilemeler tamamen değişmiş... İç avlu girişinde yer alan Amforalar Sergilemesi kaldırılmış.


İspanyol Şapeli olarak bildiğimiz alan Cami olarak değiştirilmiş, içindeki temsili batık gemi ve o zamanlardaki yaşamı anlatan yerleştirmeler kaldırılmış, Şapel'in altında yer alan daha eski muhtemelen Karya yerleşimine ait kalenin ikinci katmanına ait kalıntılar cam tabanın altında görülür hale getirilmiş...

Alıştığımız dolu dolu Bodrum Kalesi, nedense kabuğu soyulmuş yada tüylü bir kedinin yeni traş edilmiş haline dönmüş. Bana soğuk ve sevimsiz geldi... Hele hele girişte yer alan açık alana yerleştirilmiş sac barakalardan oluşturulmuş tuvaletler, kafeterya ve hediyelik eşya satış mağazası Bodrum Kalesini daha da sevimsiz ve mekanik bir hale getirmiş.

 

Ciddi eleştirilerim var. Bu zaten sevimsiz olan baraka tuvaletlerin duvarları açılışının üzerinden bir yıl kadar bir zaman geçtiği halde inşaat döneminden kalan boya atıklarıyla dolu. Hele seramiklerin üzerine acemice yerleştirilen bataryalar bu tür sergileme alanları için olumsuz örnekler... Esas rahatsız edici olan girişte karşınıza çıkan ve sizi karşılayan büyük Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi panosu. Her tarafı yırtılmış, rengi solmuş, paramparça bir haldeki bu pano için yetkilileri ayıplamaktan başka bir şey elimden gelmiyor.
Yine hemen girişte gözümüze çarpan çöp toplama standının üzerinin adeta toz kaplamış olması beni açıkçası müthiş üzdü.

 

Günümüzde artık bu tür sergileme alanlarının hizmet ünite binaları mevcut hale uyumlu olarak tasarlanırken konteynır benzeri bu üniteleri bahçe içine serpiştirmek çok sevimsiz. Bodrum Kalesi'ne uyumlu tasarımlar daha ilgi çekici ve sevimli olacaktır mutlaka. Tamam, Bodrum Kalesi ön plana çıksın ama içindeki bizim eklemelerimiz de gecekondu yapılarla çirkinlik yaratmasın hiç olmazsa!

 

Bodrum Kalesi Bodrum'un gözbebeği. Burada Saint John Şövalyeleri 120 yıldan fazla ve Osmanlılar 500 yıl hüküm sürmüşler. 1964'ten bu yana müze olarak güzel bir görev üstlenmiş..İnsan haliyle şövalyelerin ve Osmanlıların ve müzenin izlerini görmek istiyor kale içinde ama ne bir broşür ne de kale içinde buralara göndermeler yapan hiç bir bilgi edinmek mümkün değil. Kalenin en çok ziyaret edilen bölümlerinden biri olan Zindan'dan hiç bahsedilmiyor, Komutan Kulesi kaldırılmış...

 

Bu yazıyı yazarken haliyle "basından biri olarak" Bodrum Kalesi hakkında inşaatı yapan firmadan ve Kale yönetiminden bilgi alabilir ve sizlere neyin ne olacağı konusunda daha ayrıntılı bilgiler verebilirdim. Ama ben özellikle bu yolu tercih etmedim ve bir sade vatandaş olarak Bodrum Kalesi'ni görmek istedim.

 

Daha öncede belirttiğim gibi kabuğu soyulmuş, ortada çıplak kalmış "Soğuk" bir kale hissettim gezdiğimde. Demir barakaların sevimsizliği ve metal yönlendirmeler bana hep "soğuk" hissini verdi. Hatırlıyorum bizim kalemiz gerçekten sımsıcaktı. İngiliz Kulesine girmek için kapıyı çaldığınızda içeriden şövalyeler çıkar sizi karşılardı... İçinde kış aylarında sıcak şarap ikram edilirdi.. Şapelin içinde eski tekne içindeki yaşam canlandırması gerçeklere ne kadar aykırı olabilirdi? Zindan aykırı mıydı tarihi gerçeklere?... Evet belki de öyleydi... Bunlar gibi içinde belki tarihi gerçeklere aykırı tartışılabilecek sergilemeler ve hayalgücüne dayalı söylenceler vardı ama "Tarihi gerçeklerle bağdaşmayabilir, söylenceye göre" laflarıyla birer kulp bulunabilir ve Bodrum Kalesinin sıcaklığı sağlanabilirdi. "Zeus"un tarihle ne ilgisi var? söylenceleri çıkarırsanız içinden. Ama müthiş bir pazarlaması yok mudur komşu Yunanlılarda Zeus'un?

 

Karyalı Prenses salonu yerine oluşturulan alanda sergilenen Karyalı Prenses canlandırmasının iki yanına Karyalı Prenses'ten daha büyük iki aydınlatmanın konulması ve tüm ilginin bu iki büyük aydınlatmaya çekilmesi nasıl becerilmiş açıkçası anlayamadım. Eski salonun ve eski sergilemenin daha iyi olduğunu söylemeden edemiyeceğim.

 

Kısacası Bodrum Kalesi bir yandan Bodrum Kalesi olarak temizlenip, müzeden arındırılacak iken giderek tekrar müzeyle birleşik bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. Önümüzdeki günlerde yeni turizm sezonuyla birlikte son bölümlerinin de açılacağını çalışan müze görevlileri (bilet kesenler, salon görevlileri vs) tarafından yarım ağızla ve kesin olmadan söylenebilmekte. Oysa bu çalışanların daha fazla bilgilendirilmeleri gerekir diye düşünüyorum.

 

Bodrum Kalesini gezerken genelde izlenimlerim olumsuz. Bodrum Kalesi'nin içindeki fazlalıklardan soyutlanarak salt kale olarak korunması ve gezilmesi fikri, içindeki Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'nin binası yapılmadan ortadan kaldırılmasıyla birleştiği için ortaya çıkan kaos çok başarısız bir sonuç bence. Müze binası yapılamadığı için yarım yamalak bir şekilde tekrardan Sualtı Arkeoloji müzesi malzemeleri ile birlikte sualtı ile ilgisi, ilişkisi olmayan yeni birimlerin ve tarihi kalıntıların özellikle İtalyan ve Fransız kulelerinin içine yerleştirilmesi ve kale içine rasgele serpiştirilmesi ne restorasyonun ana fikriyle ne de kalenin geçmişiyle bağdaşmamaktadır.

 

Kısacası Bodrum Kalesi düşünüldüğü gibi "Kale" olarak kalamadığı gibi, Sualtı Arkeoloji Müzesi'de olamamıştır. Dahası içine açılan ilgisiz sergilemelerle adeta içine ne bulunursa konulan sebze çorbasına dönmüş diyebilirim... Ama açıkçası aşçıları kötü, tadı lezzetsiz...

 

Sevdiğim tek bölüm eskiden Dösim diye bildiğimiz şimdilerde kısmen özelleştirilen Anadolu Kültürel Girişimcilik AŞ tarafından faaliyeti sürdürülen hediyelik eşya mağazasında Bodrum'a ait çok güzel ve başka yerde görmediğim hediyelik eşyaların satılması oldu. Kitaplar vardı Bodrum'la ilgili ...Halikarnassos ile ilgili bir kitap satın aldım. Sualtı arkeolojisi'nin babası sayılabilecek George F. Bass'ın"Archeologist Beneath the Sea-Ancient Ships in Bodrum" isimli harika ciltlenmiş bir kitabını görünce dayanamadım onu da aldım. "Bodrum, Bodrum'a Dair Ne Varsa" adlı kitabımın burada satılabileceği konusunda görüş birliğine vardık...

 

Bu güzel final içime biraz su serpti ama kaleden çıkarken yine yırtık pırtık panolar gözüme ilişti...

 

---